anladığım şarkılar

Zor biri olup olmadığımı düşünüyorum.

Eskiden kötülüğün bilinçli olarak yapıldığını düşünürdüm. Daha doğrusu bunu kötülük değil de “yanlış” ya da “hata” olarak tanımlayayım. Saf kötülük bambaşka bir şey çünkü. Motivasyona bile ihtiyaç duymadan kötülük yapan, gerçekten kötü kalbe sahip insanlar var. Dünyanın kötü bir yanı da var, evet. Benim düşündüğüm şey şu; acaba birilerinin kalbini istemeden de olsa kırabiliyor muyuz? Evet, kırabiliyormuşuz. Hata yaptığının farkında olmadan hata yapabiliyormuş insan. Ama düşündüğüm şey daha çok şu… Farkında değilim çünkü bana göre hata değil. Birileri (daha önce çok sevdiğim birileri) benim yanlışlarım olduğunu söylüyor ve bu yüzden mesafe koymak istediklerini söylediler. Peki, yapmam gereken ne? Onları dinleyip kendimi haksız çıkarmak mı, ki hayatımın %99’unda maruz kaldığım kişi onlar değil kendimim, dolayısıyla bu durumda kendi düşüncelerimin tersini kabul etmek aslında çok da mantıklı bir şey değil. Çünkü bu onların olmadığı her an kendi hayatımı kendime zehir etmeyi kabul ettiğim anlamına gelir. Diğer bir yol ise, onları hayatımdan çıkarmak gibi görünüyor. Ne kadar zor olsa da.

Zor biri olmadığını düşünüyorum ama öyle söylüyorlar. Zorsun diyorlar. Bunun söylenmesi neyi değiştirir ki. Kolay olmak ne demek? Her şeyi kabul etmek mi? Fikrimin olmaması mı? Bence zorluk olarak algılanan şey kendimi yetiştirebiliyor oluşum. Fikirlerimin ve seçimlerimin oluşu. İnsanın doğasında bu yok mudur? Hele ki yaş aldıkça daha da keskinleşmez miyiz? Buysa zorluk, bunu kabul edebilirim. Onlara zor gelmesinin sebebi onlarla aynı yolda olmayışımızdan kaynaklanıyor olabilir. Peki, karşılaştığım tüm dirençlere rağmen bir şeyleri bir arada tutmak için neden uğraşıyorum? Gitmesine izin vermek, daha kolay değil mi? Evet. İşte zor olduğum kısmı buldum. Kolay olan bırakmaktı ama ben bırakmamak için dirence karşı geliyorum. Bu da dışarıdan “zor” olarak algılanmama sebep oluyor. Demek ki dirence karşı gelmenin bir kazancı yok, aksine daha çok göze batıyorsun. Yaptığın fedakarlığın hiçbir anlamı yok. Hatta olduğun yerde hiçbir şey yapmadan dursaydın daha çok kazanırdın. Belki zamanında birileri haksızken onların hayatımdan çıkmasına izin verseydim şu an ibre bana dönmeyecekti.

İnsanlar, gidebilir. Her arkadaşlık sonsuza kadar sürmeyebilir çünkü artık aynı yolda değiliz. Belki ben onlara yetişemedim, geride kaldım belki de onlar bana yetişemedi. Sonuç olarak, birlikte sohbet ederek yürüdüğümüz ağaçlı yolda artık yan yana değiliz. Aynı yoldayız ama aynı yerde değiliz, bu daha doğru oldu. Belki birimiz kestirme yola dönmüştür, onu da bilmiyorum ki.

Tek bildiğim, arkadaşlarla ayrılığın ilişkiden bile daha zor oluşu.

Bu şarkıyı o kadar çok seviyorum ki. Şarkıyı ilk keşfettiğimde (geçen sene falan) dinlerken içimde bir kıpırtı olurdu. Bana mutlu şeyleri hatırlatırdı. Bu sıralar daha çok hüzünlendiriyor. Sözleri sebebiyle sanırım.

I am falling
I am feeling
I am drowning
Help me to breathe
I am hurting
I have lost it all
I am losing
Help me to breathe

İnsan, yaş geçtikçe acı dolu şarkı sözlerini “gerçekten” anlayabiliyor olmaya da kırılır